Kömürü Finanse Etmek!

WebKapakKomurFinans

Türkiye’nin kömür yatırımlarını ve bu yatırımların iklim değişikliği ve sera gazları emisyonları açısından ne anlama geldiğini ortaya koymayı amaçlayan rapor çarpıcı sonuçlar içeriyor.

– rapora ulaşmak için tıklayınız

Kömürlü termik santraller, sera gazı emisyonlarımızı arttırıyor.

Rapor’a göre, Türkiye’deki fosil merkezli enerji politikaları yüzünden;

  • Türkiye’nin sera gazı emisyonları 1990-2012 arasında %133,4 artarken, termik santrallerde yakılan kömürden kaynaklı sera gazı emisyonu ise %219 arttı.
  • 2012’de Türkiye’nin atmosfere saldığı her 5 karbondioksit gazından 1’i termik santrallerde yakılan kömürden kaynaklandı.
  • Türkiye’nin portföyünde bulunan santralleri gerçekleştirmesi durumunda, elektrik ve ısı sektöründe 1990’da 21,5 milyon ton, 2012’de 68,7 milyon ton olan kömür kaynaklı karbondioksit emisyonu 200 milyon ton’a ulaştırması beklenmekte..

İmtiyazlar kömür ve emisyon ithalatı demek.

Kömürü Finanse Etmek adlı Rapor, aynı zamanda kömür üretim ve tüketim verilerini de karşılaştırıyor. Sonuçlar, Türkiye’nin 1990 yılına göre 2 kat kömür üretir, 5-6 kat kömür ithal eder hale geldiğini gösteriyor. Kömür yatırımları ve kömüre verilen destekler yüzünden daha fazla kömür ithal ediyoruz ve enerjide dışa bağımlılığımız artıyor.

Türkiye iklim değişikliği ile mücadeleleri değil, fosil yakıtları teşvik ediyor.

Türkiye’deki elektrik üretiminde doğalgaza rağmen kömürün payının giderek güçlendiğini ortaya koyan rapor, Türkiye bir yandan mevcut iklim fonlarından yararlanmaya çalışırken, diğer bir yandan ise mevcut kömür rezervlerini piyasaya açıyor ve beraberinde ithal kömür kullanımını güçlendirdiğini gösteriyor. Veriler iklim değişikliği yada dışa bağımlılık tartışmasından yerine Türkiye’nin yüksek karbon ekonomisi aritmetiğini uyguladığını ortaya koyuyor.

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Rapora dair haberler:  Dünya, Hürriyet, OdaTV, Diken

Share Button

Türkiye’nin İklim Politikalarını İzleme Raporu Açıklandı

Türkiye, İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı’nı (İDEP) bundan iki yıl önce, Temmuz 2011’de açıkladı. Herhangi bir sayısal seragazı emisyon azaltım hedefi koymayan eylem planı, şu an için Türkiye’nin iklim değişikliği alanındaki tek politik belgesi. Plan, enerji, bina, sanayi, ulaşım, atık, tarım, arazi kullanımı ve ormancılık ile uyum başlıklarını içeriyor ve 2011-2023 arası yapılacak faaliyetleri tanımlıyor.İDEP’te yer alan faaliyetlerin/hedeflerin iklim değişikliği ile bağlantısının bilinmesi, bu hedeflerin ne kadarının gerçekleştiğinin izlenmesi amacıyla bir rapor hazırladı. Türkiye’nin İklim Politikalarını İzleme Raporu, İDEP’in yayımlanmasının üzerinden geçen iki yıl boyunca planda neler yapıldığını, hangi hedeflere ulaşıldığını gösteriyor. Bu sabah İstanbul’da yapılan basın toplantısıyla açıklanan raporun önemli çıktıları şöyle:

  • Planda ortaya konulan eylemlerin yeni değil, mevcut politikaların devamı olduğu,
  • Mevcut mevzuatta tanımlı işlerin planda eylem olarak yer aldığı,
  • Yapılmış ya da devam eden işlerin plana dahil edildiği,
  • İklim değişikliğini durdurmak ya da yavaşlatmak yerine hızlandıran eylemlerin yer aldığı ve bu teknolojilere zaman kazandırıldığı görülmektedir.
  • Ayrıca, 2013 yılına kadar bitmesi gereken 86 eylemin, bir kısmının geciktiği, atılan adımların sınırlı olduğu ya da başlanmadığı görülmektedir.

IDEPKapakRaporu ulaşmak için tıklayınız!

Bu rapor Tüketiciyi ve İklimi Koruma Derneği (TÜVİK-DER) adına hazırlanmış,  Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği tarafından desteklenmiştir.

 

Basın yansımaları:

–  Cumhuriyet ” İklimde Uçurum Büyüyor” başlığını kullanırken, Birgün “Eylem Planı var, Eylem Yok” dedi

– Milliyet sadece atıklardan kaynaklı %272 sera gazı artışını:
http://gundem.milliyet.com.tr/turkiye-nin-sera-gazi-salinimi/gundem/detay/1731789/default.htm

– Filiz Yavuz ” İklim değişikliğine karşı boyadım bacayı yeşile” :
http://filizyavuz.wordpress.com/2013/07/03/iklim-degisikligine-karsi-boyadim-bacayi-yesile/

– IMC TV’de Yeşil Bülten’de planı değerlendirdik:
http://www.youtube.com/watch?v=z25cKUAknm4

– Radikal ” Türkiye iklim değişikliğinde sınıfta kaldı” :
http://www.radikal.com.tr/turkiye/turkiye_iklim_degisikliginde_sinifta_kaldi-1140629

– Mehveş Evin/Milliyet köşesinde “İklim Planı: Yaptım Oldu” diye verdi:
http://gundem.milliyet.com.tr/iklim-plani-yaptim-oldu/gundem/ydetay/1732855/default.htm

– Özgür Gürbüz/Birgün ” Kiraz bulamıyorsanız kömür yiyin” :
http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2013/07/kiraz-bulamyorsanz-komur-yiyin.html

Share Button

21. Yüzyıl Uygarlığını Yakalamak; Düşük Karbon Ekonomisine Geçişte Teknoloji, Finans ve Tedarik Zinciri

Düşük Karbon Ekonomisi Raporu

Düşük karbon ekonomisi, artık sadece siyasi bir tercihten öte, ekonomi temelli yeni bir politika zorunluluğu haline gelmiştir. Küresel ısınmanın kalıcı zararlarından dönüş, ancak bugün atılacak adımlar ile mümkün olabilecektir. Bu adımlar açısından, Türkiye’nin iklim değişikliği süreçlerine geç katılımı aynı zamanda ekonomik kayıp anlamına gelmektedir.

Küresel düzeyde önemli bir role sahip olan Türk İş Dünyası, teknoloji konusundaki birikimini arttırarak, finansal konuların çözümüne yönelik yenilikçi ve öncü adımları ortaya koyma, bunların gerçekleşmesi için gerekli çabayı sarf etme ve düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinde öncülüğünü göstermelidir.

Türkiye ekonomisi küresel tedarik zincirinde önemli bir role sahiptir. Yeni küresel iklim dostu girişimlerin ve ilgili mevzuat alanlarının uluslararası ticarette uygulamaya girmesi ile birlikte hem sektörün sürdürülebilirliğinin sağlanması hem de küresel rekabet gücünün geliştirilmesi için gelişmeler yakından takip edilmelidir.

Türk iş dünyası, hızla değişen iklim koşulları ve ekonomik yaklaşımlar dikkate alındığında, düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla hem gerekli özgün çözümlerin yaratılması ve hayata geçirilmesi ve hem de bu sürecin hızlandırılması ile ilgili kamu-özel sektör işbirliğinin oluşturulması için öncü rol oynamalıdır.

İklim sorununun ancak küresel bir çözümle gerçekleşebileceği dikkate alındığında, Türkiye Ekonomisi’nin ve başrolde yer alan özel sektörün bu süreçe katılmamasını düşünmek hem küresel bir varlık riski, hem de ekonomik anlamda ulusal gelir kaybı tehlikesi olarak karşımıza çıkacaktır.

Bölgesel Çevre Merkezi  (REC) Türkiye Ofisi ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) işbirliği ile kurulan İklim Platformu için Önder Algedik tarafından hazırlanan raporuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

Share Button